19 Kasım 2014 Çarşamba
13 Kasım 2014 Perşembe
Validebağ Meselesi
Öncelikle şunu belirteyim, Gezi Parkı fetişizmini bir kenara bırakın ve yolunuza devam edin bir daha benzeri vs olmayacak şu rüyadan bir uyanın artık.
Bu gerçeği cebimize koyarak yola devam edelim ve en son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim Validebağ'da ağaç kesildiği Doğa'nın katledildiği falan yok (Ağaç Katliamı görüp kendini 50 senelik ağaçlara bağlamak isteyenler 3. Köprü bağlantı yolları ve özellikle Garipçe tarafına gitsin, Ağaç katliamı değil soykırım yaşanıyor) Bölge sakinlerinin Otopark alanı olarak kullandığı boş bir alana 300m2 lik küçük bir Cami yapılıyor ve Çamlıca sırtlarına yapılan devasa boyutlarda ki o gösteriş abidesi Cami ne kadar gereksizse Acıbadem bölgesine yapılacak Cami bir o kadar gereklidir.
O bölgede oturan ve en azından Cuma'dan Cuma'ya namaza giden herkes bilir ki Cuma namazını cadde üzerinde kılmanız gayet doğaldır, Rüku'ya giderken yanınızda duran Minibüsler yolcu indirir, Secdeye vardığınızda daha önce Orman katliamının hası yapılarak oraya inşa edilmiş 25 senelik sitelerden birini kentsel dönüşüm yasasından faydalanarak yıkan bir müteahhit-in moloz kamyonu yanınızdan geçebilir...
Ve biliyoruz ki sizin derdiniz Orman katliamı, doğa savunması falan değil o bölgede oturan herkes tanesi 500 bin liradan başlayan evlerinin Orman katledilerek yapıldığını biliyor yada salaklığa vurup unutmuş taklidi yapıyor (orman katledilerek yapılan sitelerin penceresinden Mustafa Kemal resimli bayrak sallayan teyze sen daha iyi biliyorsun) bunu 25 sene önce yapınca suç değildi ama şimdi -Misafir Araçlar Giremez- yazan sitene gelen Misafirlerinin araçlarını park ettiği boş alana birileri inşaat yapınca birden kent koruyucusu kesiliyorsun...
Eğer gerçekten samimiyseniz Orman katledilerek yapılan o sitelerinizden çıkın demiyorum Otoparkınızı korumak için verdiğiniz çabanın yarısını Çamlıca'ya dikilen ve israfın daniskası olan Mimar Sinan'ın 350 sene önce yaptığı muhteşem eserin berbat bir kopyası olan Çamlıca camisinin yapımını durdurmak için mücadele edin yada -yanlışlıkla kesmişiz- diyerek devasa bir site alanı açılan 3. Köprü yolundaki ağaç katliamı için bir şeyler yapın... ama biliyoruz ki hiç-bir-şey yapmayacaksınız.
Yol boyu heryere yapıştırdığınız Hukuk bitti, Mücadeleye Devam gibi 70'lerden kalma boktan sloganlarla, Pencerelerden Mustafa Kemal resimli bayrak sallayarak bugünde AKP'ye karşı mücadele ettik diyerek yataklarınıza gideceksiniz...
Haa bu arada O Cami bitsin ilk Cuma oradayım...
Bu gerçeği cebimize koyarak yola devam edelim ve en son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim Validebağ'da ağaç kesildiği Doğa'nın katledildiği falan yok (Ağaç Katliamı görüp kendini 50 senelik ağaçlara bağlamak isteyenler 3. Köprü bağlantı yolları ve özellikle Garipçe tarafına gitsin, Ağaç katliamı değil soykırım yaşanıyor) Bölge sakinlerinin Otopark alanı olarak kullandığı boş bir alana 300m2 lik küçük bir Cami yapılıyor ve Çamlıca sırtlarına yapılan devasa boyutlarda ki o gösteriş abidesi Cami ne kadar gereksizse Acıbadem bölgesine yapılacak Cami bir o kadar gereklidir.
O bölgede oturan ve en azından Cuma'dan Cuma'ya namaza giden herkes bilir ki Cuma namazını cadde üzerinde kılmanız gayet doğaldır, Rüku'ya giderken yanınızda duran Minibüsler yolcu indirir, Secdeye vardığınızda daha önce Orman katliamının hası yapılarak oraya inşa edilmiş 25 senelik sitelerden birini kentsel dönüşüm yasasından faydalanarak yıkan bir müteahhit-in moloz kamyonu yanınızdan geçebilir...
Ve biliyoruz ki sizin derdiniz Orman katliamı, doğa savunması falan değil o bölgede oturan herkes tanesi 500 bin liradan başlayan evlerinin Orman katledilerek yapıldığını biliyor yada salaklığa vurup unutmuş taklidi yapıyor (orman katledilerek yapılan sitelerin penceresinden Mustafa Kemal resimli bayrak sallayan teyze sen daha iyi biliyorsun) bunu 25 sene önce yapınca suç değildi ama şimdi -Misafir Araçlar Giremez- yazan sitene gelen Misafirlerinin araçlarını park ettiği boş alana birileri inşaat yapınca birden kent koruyucusu kesiliyorsun...
Eğer gerçekten samimiyseniz Orman katledilerek yapılan o sitelerinizden çıkın demiyorum Otoparkınızı korumak için verdiğiniz çabanın yarısını Çamlıca'ya dikilen ve israfın daniskası olan Mimar Sinan'ın 350 sene önce yaptığı muhteşem eserin berbat bir kopyası olan Çamlıca camisinin yapımını durdurmak için mücadele edin yada -yanlışlıkla kesmişiz- diyerek devasa bir site alanı açılan 3. Köprü yolundaki ağaç katliamı için bir şeyler yapın... ama biliyoruz ki hiç-bir-şey yapmayacaksınız.
Yol boyu heryere yapıştırdığınız Hukuk bitti, Mücadeleye Devam gibi 70'lerden kalma boktan sloganlarla, Pencerelerden Mustafa Kemal resimli bayrak sallayarak bugünde AKP'ye karşı mücadele ettik diyerek yataklarınıza gideceksiniz...
Haa bu arada O Cami bitsin ilk Cuma oradayım...
9 Kasım 2014 Pazar
3 Kasım 2014 Pazartesi
Yiyin ha Yiyin !
TÜRGEV fezlekesinden, vakfa bağışlanan veya düşük bedellerle kazanıldığı iddia edilen arsalar ;
Bazı şeyleri çok uzun yazmaya gerek yoktur lafı evirip gevelemeden direk metnin özüne inmek gerekir ki, bu konu da onlardan biri,
Yukarıda adı geçen Bu Eğitim vakfına verilen devlet arazilerinin devrinde ve bağış yapanların yaptıkları bağışlar karşılığında ;
devletten ihale, işlerinde kolaycılık, rakibin önüne geçme yada buna benzer en ufak bir kazanç elde edilmiş yapılan bağışlar bunun karşılığında verilmişse yada X vakfına yapılmayacak bir ayrıcalık, usulsüzlük yapılmışsa,
Benim hakkıma düşen dirhem dahi olsa, Verene, alana, o vakıfta çalışıp bunları bilip yada bu iddiaların gerçekliğini araştırmayanlara ve gözünü yumanlara
ve özellikle bu konuda fetva veren ve uygulayanlara,
Haram Zehir Zıkkım olsun.
Buradan alıp yürüyecek olursak benim gibi düşünen hiç kimse olmasa bile (ki bunun altına yorumları açsam +1 yazacak en az 100 kişi olacağına kalıbımı basarım) en azından ben helal etmeyeceğimden ötürü (kul hakkı mevzusu Müslümanlığa Giriş ilk konulardan hani ) geçiş yapamayacağınız Cehennemin dibinden Cennete doğru bir Marmaray bir Düble yol bir 3. Köprü projesi hazırlayın derim,
Ama şimdi bunları siz dert etmeyin saraylar yapın uçaklar alın, saltanatı büyütün yiyin ha yiyin...
bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
ama yok bunlar söylenti, iftira, hepsi yalan dolan bizde zerre kadar haram ve usulsüzlük yok diyorsanız, Allah hayrınızı kabul etsin.
- Bağlarbaşı’nda Mehmet Cengiz’den ücretsiz arsa
- Fatih’te Hayırlıoğlu Vakfı’na ait 27 dönümlük arsa,
- Tekirdağ Üniversitesi’nin kullandığı Milli Emlak’a ait arazi,
- Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi kampüsü içerisinde kamuya ait arazi,
- Üsküdar İlçesi Ünalan mevkiinde bulunan TCDD’ye ait arazi,
- İstanbul Ataşehir’deTMSF’ye ait arazi,
- Şanlıurfa Harran Üniversitesi Osmanbey Yerleşkesi yakınında Hazine’ye ait arazi,
- Otel yapmak için İstanbul Fatih ilçe sınırları içerisindeki Şehzadebaşı arazisi,
- Esenyurt Örnek Mahallesindeki taşınmazlar,
- Zeytinburnu’nda yarısı Hazine’ye yarısı vakfa ait 89 dönüm arazi,
- Bursa ilinde Milli Emlak’a ait Hazine arazisi,
- Kütahya’da Enerji Bakanlığı’na ait yaklaşık 50 dönüm arazi ve 209 adet daire,
- Adıyaman Gölbaşı’nda Milli Emlak’a ait arazi.
TÜRGEV Başkanı Ergün’ün atamayla ilgili dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’le yaptığı görüşmeye ait ses kayıtlarında Ergün, Sıralı’yı Muammer Güler’e takdim ederken “Sözümüzden hiç çıkmayacak bir çocuk, çok iyi bir yerde değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullanıyor.
TÜRGEV’e yapılan yardımlar hakkında bilgi veren Arınç, “Kurumsal kayıtlarda yapılan incelemede; eski kısa adı İSEGEV olan TÜRGEV’e 27 Şubat 2008 tarihinden sonra muhtelif gerçek ve tüzel kişilerce yapılan yurtiçi bağış ve yardımlar 29 milyon 666 bin 533 TL, yurtdışı bağış ve yardımlar 99 milyon 999 bin 990 Amerikan Doları’dır” dedi.
Bazı şeyleri çok uzun yazmaya gerek yoktur lafı evirip gevelemeden direk metnin özüne inmek gerekir ki, bu konu da onlardan biri,
Yukarıda adı geçen Bu Eğitim vakfına verilen devlet arazilerinin devrinde ve bağış yapanların yaptıkları bağışlar karşılığında ;
devletten ihale, işlerinde kolaycılık, rakibin önüne geçme yada buna benzer en ufak bir kazanç elde edilmiş yapılan bağışlar bunun karşılığında verilmişse yada X vakfına yapılmayacak bir ayrıcalık, usulsüzlük yapılmışsa,
Benim hakkıma düşen dirhem dahi olsa, Verene, alana, o vakıfta çalışıp bunları bilip yada bu iddiaların gerçekliğini araştırmayanlara ve gözünü yumanlara
ve özellikle bu konuda fetva veren ve uygulayanlara,
Haram Zehir Zıkkım olsun.
Buradan alıp yürüyecek olursak benim gibi düşünen hiç kimse olmasa bile (ki bunun altına yorumları açsam +1 yazacak en az 100 kişi olacağına kalıbımı basarım) en azından ben helal etmeyeceğimden ötürü (kul hakkı mevzusu Müslümanlığa Giriş ilk konulardan hani ) geçiş yapamayacağınız Cehennemin dibinden Cennete doğru bir Marmaray bir Düble yol bir 3. Köprü projesi hazırlayın derim,
Ama şimdi bunları siz dert etmeyin saraylar yapın uçaklar alın, saltanatı büyütün yiyin ha yiyin...
bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
ama yok bunlar söylenti, iftira, hepsi yalan dolan bizde zerre kadar haram ve usulsüzlük yok diyorsanız, Allah hayrınızı kabul etsin.
2 Kasım 2014 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
