12 Ekim 2014 Pazar

Ya Benimsin Ya Kara Toprağın




Birinci dünya savaşı sonrası bölgenin abisi Osmanlı’yı balkanlarda uyguladıkları ve işlevsel olduğu ispatlanmış milliyetçilik kartıyla devre dışı bırakan, hedefi zengin Petrol yataklarını kontrol etmek olan başta İngiltere ve yancı ülkeler, sınırlarını ve hatta milletlerini tanımladıkları bir çok ülkecik kurarak Ortadoğu haritasını tahmini ömrü 100 yıl olacak bir yapıda şekillendirdi… Lise tarih kitaplarından kazanmış olduğumuz bilgilerle yaptığımız bu yorum ülkenin farklı yerlerinde farklı şekil, siyasal jargon ve kalıpla en yaygın ve kabul görmüş Ortadoğu analizidir. Müslüman ülke liderlerinin kendi saltanatları için ellerinde bulunan petrol kartını nasılda hoyratça savurduğu da ülkemiz eğitim tedrisatından geçmiş her bireyin zihnine kazılmış durumdadır.

Bu süreci ne zaman gözümün önüne getirsem İngilizleri günümüzün sahilleri doldurup site yapan müteahhİT'lerine benzetirim, tek farkla; bizimkiler hayvani bir açlıkla bozuk malzemeyle dünyalık yapma derdindeyken onlar bu sürecin ne zaman sonlanacağını çok iyi biliyordu. Süreç yine tanıdık, Deniz ondan aldıklarını geri alıyor.

Ulusalcı ve Kemalist yapının Ortadoğu’ya ilgisi -Misak-ı Milli’den gayrısı yalan- çapsızlığı ekseninde ve Yurtta Sulh Cihanda Sulh adı altına gizlemeye çalıştıkları -bize ne elin bedevisinden- şeklinde olduğundan bir değerlendirme yazısı dahi hak etmemekte, bu nedenle bizim önceliğimiz mevcut siyasal yapı ve Siyasal İslam geleneğinin zihin yapısını irdelemek, malumunuz kendilerinin bir Dünya Lideri ve OrtaDoğu'nun bi "şeysi" olma gibi hedefleri mevcut. 

İlk paragrafta özetlediğim kafa yapısıyla yetişen genel olarak ülke siyasetine eli bulaşmış ve bu gidişle bulaşacak herkes bu temel düşünce etrafında Ortadoğu’yu içine düştüğü kötü durumdan kurtarılmayı bekleyen bir pavyon düşkünü gibi görüp, kendisine de (yine kendisinin biçtiği) esas oğlan rolü vererek -onu çekip kurtaracak - evinin hanımı, çocuklarının anası yapacak- bir zihin bozukluğu çerçevesinde değerlendirmeye devam etmekte.

Batılı güçlerin OrtaDoğu'ya tecavüz etmesi ne kadar ahlaksızcaysa bizim Neo-Osmanlı hayalleri kuran yapının OrtaDoğu ve onun halkarına "Kocalık" yapma isteği o kadar emperyalist kokuyor.

Batılı ülkeleri Ortadoğu halklarının haklarına ve kaynaklarına kukla yönetimleri destekleyerek tecavüz etmekle suçlayan Mevcut Türkiye Siyaseti, Ortadoğu devletlerini, biraz mezhepçi biraz Osmanlıcı birazda Türkçülük arasında kalmış ne İttihatçı ne Ümmetçi henüz çerçevesi belli olmayan, günden güne değişkenlik gösteren ama adına Neo Osmanlıcılık adı verilen garip bir anlayış çerçevesinde tamamen “kurtarmak” değil, nihayetinde “Osmanlı Milletler Topluluğu” hayali ile kendi çıkarları doğrultusunda hareket edecek şekilde “Planlamak” istemekte.


Plan derken bunun uzun uzadıyla düşünülmüş farklı görüşe sahip insanlarla değerlendirilmiş hatta beyin fırtınası yapabilecek yeterlilikte personel ile simüle edilmiş daha sonra uygulamaya konulmuş bir proje olduğunu düşünüyorsanız mevcut ülke yönetimini ziyadesinden fazla ciddiye aldığınızı söylemeliyim, zira ülke dış poltikası, Lüks Toyota’lar üzerinde yaklaşan Fırtınayı görüp Personelini tahliye eden Orta düzey şirket yöneticilerinin gördüğü gerçekleri göremeyerek, karşılığında "verdiysek verdik kimene" tadında X militan ile değiş tokuş yaptığımız rehineleri(mizi) zafer kazanmış komutan edasıyla karşılama derinliğindeyiz... ayak bileklerimiz ıslanırken boy vermeye çalışıyoruz komik oluyor.

Buralara gelmeden çok önceleri göz ardı edilenleri saydıkça aklından şüphe ediyor insan, Mübarek'in görünürde devrilmesine giden Malum süreçte Müslüman kardeşlerin ardından ikinci parti olarak çıkan En-Nur Partisi’nin seçim başarısını görene kadar Siyasal Selefilik başta olmak üzere Tahrir’in diğer gruplarının “ihmal edilebilir” (ki benzer sebepten İŞİD’i “kontrol edilebilir”) olarak görülmesi ve Mısır ile  tek iletişim kanalının Müslüman Kardeşlerin Şahin kanadı olması Stratejik Rezilliğin belirginleştiği dönüm noktaları oldu (en azından şahsım adına) Oysa Müslüman Kardeşleri buralara getiren anlayış Güvercin Kanadı olarak tanımlayabileceğimiz Ilımlı tarafıdır ve onlar Dünya Liderimizin ! özellikle İsrail ile olan mücadelede Ortadoğu halkları üzerinden “çalmak” istediği rolü daha önce görmüş ve kendisine temkinli yaklaşmaya başlamıştı. Diğer tarafınsa uyarıları görmezden gelip başta Türkiye ve rüzgarın ters estiğini görüp anında konum değiştiren Üsküdar büyüklüğündeki Katar ve birkaç körfez ülkesi gazıyla, 85yıllık çınarı ne hale getirdiği ortada, Mursi bu süreçte Siyasal İslam'ın kurbanı olarak tarihteki yerini alırken meydanlarda Rabia işareti yapanlar onun üzerinden kahramanlık nidaları savurmaya devam edecek.

Suriye tarafına geldiğimizde 6 ayda düşecek olan Baas zulmü (hatta davudoğlu’nun kelimeleriyle ve  hınzır gülümseyişiyle “daha kısa sürede efendim” ) 4. yılını doldurmakta, orda da benzer görüşler aynı şark kurnazlıkları ve dünyayı okuyamayan, Ortadoğu’da olmayan gücünü abartan Türkiye siyaseti gerçeği.

Daha 100 sene önce dedelerimizin memur olarak gittiği coğrafyaya 80 sene boyunca sırtını dönüp tek adamın her dediğine kafa sallayanların yerini bir başka tek adamın her dediğine kafa sallayanlar aldı ve iki dönemin bölgeye ve ülkeye verdiği zararı karşılaştırmak önümüzdeki yılların işi olmakla birlikte; fotoğraf makineli Japon turist tadında OrtaDoğu'ya devlet parasıyla Kültür Turları yaparak "Uzman" kesilen Copy-Paste ve Translater zihinlerin verecekleri zararı bugünden görmek için "Uzman" olmaya gerek yok.

Kafa sallayan "Uzman" ve Mide'den bağlı personeller tarafından görülmek ve gösterilmek istemese de gerçek şu ki Davudoğlu’nun Stratejik Derinlik boyutundan Stratejik Rezillik boyutuna evrilen kendi dış politika anlayışını savunmak için ortalama siyasetçilerin sarıldığı ve kendi personelleri dışında hiç kimseye bir şey ifade etmeyen arabesk tonlamalarla bezeli “Değerli Yalnızlık”  sonucu bölge halkı elinde evrensel bir fotoğraf makinesiyle deklanşöre bastığında ortaya çıkan kare ;

Batılı Ülkelerin ve Türkiye’nin ortak noktasının Ortadoğunun bedeninden faydalanmak istiyor olmasıdır.

Ortamlarda ve Meydanlarda elinde mikrofon “Bizi çok seviyorlar, Dua ediyorlar, Tek umutları biziz” dersin, Muhtemelen ve maalesef asılacak olan Mursi’nin pişmanlığını, Özgür Suriye ordusunun çökmeye başlayışını hayatını kaybeden 300bin üzerindeki insanı ve sorumluluğunu ise göstermezsin… kim bilecek ?

İslam ülkelerindeki yöneticilerin Tüm başarısızlıklarının evrensel bahanesi  “Herşey İsrail ve Amerika yüzünden…”  efsanesine bizim Dünya Liderimiz (!) Pensilvanya'yı da ekleyip kendisini sütten çıkan AK kaşık yapıp tepemize çıkmış bulunuyor... Gayet de güzel yiyoruz o nedenle "yersen" diyemiyor insan.

Aslında tek sorun İslam’ın kıyısından tutmuş her milleti sarmış olan “Zihin Tembelliği” “Özeleştiri yapma kabiliyetinde yoksunluk” ve “Bir Süper Kahraman gelsin bizi kurtarsın” kafa yapısı…

Sonrası mı…
Sonra.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder